Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
kafasının kontağı atmak
Anlamı:

1. çok sinirlenmek, öfke ile dolmak

Örnek:

1. Kafalarının kontağı bir kere atınca eski rayına oturtmakta güçlük çekerler.

1. Kafalarının kontağı bir kere atınca eski rayına oturtmakta güçlük çekerler.


kafasız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kafası olmayan

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Düşünüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan, anlayışsız, kavrayışsız


kafasızca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Kafasız bir biçimde


Telaffuz : kafası'zca

kafasızlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kafasız olma durumu, anlayışsızlık, kavrayışsızlık

Örnek:

1. Dalgınlık ve unutkanlığı, tembellik ve kafasızlığını perdelemek için kullanma bayağılığına düşmez.

1. Dalgınlık ve unutkanlığı, tembellik ve kafasızlığını perdelemek için kullanma bayağılığına düşmez.


kafatasçı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kafatasçılıktan yana olan (kimse, görüş)


kafatasçılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İnsanları kafataslarının biçimine göre değerlendiren görüş

2. Bir düşünce, inanç vb.ne körü körüne bağlılık


kafatası
Anlamı:

1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , İnsanda ve omurgalılarda içinde beyin bulunan, başın kemik bölümü


Telaffuz : kafa'tası

kafaya almak
Anlamı:

1. argo , argo , argo , argo , zaaflarından yararlanarak kandırmak, oyuna getirmek

2. konu önemliymiş gibi yaparak alaya almak

3. denizcilik , denizcilik , denizcilik , denizcilik , gemi seyrederken akıntıyı başa almak


kafaya çıkmak
Anlamı:

1. spor , spor , spor , spor , topa kafayla vurmak için sıçramak


kafaya takmak
Anlamı:

1. sürekli o şeyi düşünmek


Ön Takı : (bir şeyi)

kafayı (bir yere) vurmak
Anlamı:

1. hastalanıp yatağa düşmek

2. uyumak için yatmak

Örnek:

1. Ahmet de bize varır varmaz kafayı yere vurdu.

1. Ahmet de bize varır varmaz kafayı yere vurdu.


kafayı bulandırmak
Anlamı:

1. önceki düşünceleri altüst etmek, değiştirmek

Örnek:

1. Öğretmenler bu gibi kitapların kafayı bulandırdığını bile söyler.

1. Öğretmenler bu gibi kitapların kafayı bulandırdığını bile söyler.


kafayı bulmak
Anlamı:

1. sarhoş olmak

Örnek:

1. Samim artık iyice kafayı bulmuştu.

1. Samim artık iyice kafayı bulmuştu.


kafayı çalıştırmak (veya işletmek)
Anlamı:

1. akılcı davranarak sorunları çözmek


kafayı değiştirmek
Anlamı:

1. düşüncesini, kanaatini değiştirmek


kafayı tütsülemek (veya dumanlamak)
Anlamı:

1. argo , argo , argo , argo , sarhoş olmak

Örnek:

1. Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı.

1. Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı.


kafayı üşütmek
Anlamı:

1. delirmek, çılgınlaşmak


kafayı yemek
Anlamı:

1. argo , argo , argo , argo , aşırı yorgunluktan bunalıma düşmek


Kafdağı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Genellikle masallarda yer alan, dünyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten hayalî bir yer

Örnek:

1. Bindim bir akdoğana / Doğan yolu şaşırdı / Kafdağı'ndan aşırdı

1. Bindim bir akdoğana / Doğan yolu şaşırdı / Kafdağı'ndan aşırdı


Özel: Evet

Telaffuz : ka'fdağı

kafe
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İçecek ve hafif yiyeceklerin satıldığı, bazılarında kapı önlerinde oturacak yerlerin bulunduğu ayaküstü yiyecek yerleri


kafein
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kahve ve çayda bulunan, hekimlikte kullanılan, kasları, sinirleri uyarıcı, mide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde


Lisan : Fransızca caféine

kafeinli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İçinde kafein bulunan


kafeinsiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İçinde kafein bulunmayan


kafes

İlgili Kelimeler:

kafes teli, karakafes, tel kafes, göğüs kafesi, kaporta kafesi, kuş kafesi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme

Örnek:

1. Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste

1. Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste

2. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme

Örnek:

1. Aslan kafesi.

1. Aslan kafesi.

3. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper

Örnek:

1. Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş.

1. Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş.

4. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti

5. argo , argo , argo , argo , Hapishane

6. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer

7. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Şimşirlik


Lisan : Arapça ḳafes

kafes gibi
Anlamı:

1. zayıf, kuru veya delik deşik