92406 kayıt bulundu.
1. çok sinirlenmek, öfke ile dolmak
1. Kafalarının kontağı bir kere atınca eski rayına oturtmakta güçlük çekerler.
1. Kafalarının kontağı bir kere atınca eski rayına oturtmakta güçlük çekerler.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kafası olmayan
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Düşünüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan, anlayışsız, kavrayışsız
1. isim , isim , isim , isim , Kafasız olma durumu, anlayışsızlık, kavrayışsızlık
1. Dalgınlık ve unutkanlığı, tembellik ve kafasızlığını perdelemek için kullanma bayağılığına düşmez.
1. Dalgınlık ve unutkanlığı, tembellik ve kafasızlığını perdelemek için kullanma bayağılığına düşmez.
1. isim , isim , isim , isim , İnsanları kafataslarının biçimine göre değerlendiren görüş
2. Bir düşünce, inanç vb.ne körü körüne bağlılık
1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , İnsanda ve omurgalılarda içinde beyin bulunan, başın kemik bölümü
Telaffuz : kafa'tası
1. argo , argo , argo , argo , zaaflarından yararlanarak kandırmak, oyuna getirmek
2. konu önemliymiş gibi yaparak alaya almak
3. denizcilik , denizcilik , denizcilik , denizcilik , gemi seyrederken akıntıyı başa almak
1. hastalanıp yatağa düşmek
2. uyumak için yatmak
1. Ahmet de bize varır varmaz kafayı yere vurdu.
1. Ahmet de bize varır varmaz kafayı yere vurdu.
1. önceki düşünceleri altüst etmek, değiştirmek
1. Öğretmenler bu gibi kitapların kafayı bulandırdığını bile söyler.
1. Öğretmenler bu gibi kitapların kafayı bulandırdığını bile söyler.
1. sarhoş olmak
1. Samim artık iyice kafayı bulmuştu.
1. Samim artık iyice kafayı bulmuştu.
1. argo , argo , argo , argo , sarhoş olmak
1. Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı.
1. Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı.
1. isim , isim , isim , isim , Genellikle masallarda yer alan, dünyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten hayalî bir yer
1. Bindim bir akdoğana / Doğan yolu şaşırdı / Kafdağı'ndan aşırdı
1. Bindim bir akdoğana / Doğan yolu şaşırdı / Kafdağı'ndan aşırdı
Özel: Evet
Telaffuz : ka'fdağı
1. isim , isim , isim , isim , İçecek ve hafif yiyeceklerin satıldığı, bazılarında kapı önlerinde oturacak yerlerin bulunduğu ayaküstü yiyecek yerleri
1. isim , isim , isim , isim , Kahve ve çayda bulunan, hekimlikte kullanılan, kasları, sinirleri uyarıcı, mide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde
Lisan : Fransızca caféine
kafes teli, karakafes, tel kafes, göğüs kafesi, kaporta kafesi, kuş kafesi
1. isim , isim , isim , isim , Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme
1. Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste
1. Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste
2. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme
1. Aslan kafesi.
1. Aslan kafesi.
3. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper
1. Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş.
1. Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş.
4. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti
5. argo , argo , argo , argo , Hapishane
6. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer
7. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Şimşirlik
Lisan : Arapça ḳafes